Archive for August, 2014

August 24, 2014

Crocheted lavender pouches

IMG_3029.JPG

I’ve been working on these for a week now since we cut the lavenders in the vineyard house. I like how tiny and cute they look. I wish I could do more shapes but since I’m using very thin cotton thread, it will be very difficult to add more rows to make them as big as I want, which is already pretty small actually…

August 23, 2014

Mr. Darcy’s letter

Be not alarmed, madam, on receiving this letter, by the apprehension of its containing any repetition of those sentiments or renewal of those offers which were last night so disgusting to you. I write without any intention of paining you, or humbling myself, by dwelling on wishes which, for the happiness of both, cannot be too soon forgotten: and the effort which the formation and the perusal of this letter must occasion, should have been spared had not my character required it to be written and read. You must, therefore, pardon the freedom with which I demand your attention; your feelings, I know, will bestow it unwillingly, but I demand it of your justice.

Hanımefendi, bu mektubu alınca sakın dün gece sizi son derece sinirlendirip tiksindiren önerilerimle duygularımı yineleyeceğimi sanarak korkuya kapılmayınız! Sizi üzmeye ve kendimi alçaltmaya hiç niyetim yok! O duygu ve dilekler ne denli çabuk unutulursa ikimiz için de o kadar iyi olur. Üstelik kendimi bu mektubu yazmak, sizi de okumak sıkıntısına bile sokmak istemezdim. Ne var ki onurum ve saygınlığım söz konusu olduğu için bunların yazılması ve okunması gerekiyor. Onun için sizden bu sıkıntıyı yüklenmenizi dilediğim için cüretimi bağışlamalısınız. Duygularınızın beni bağışlamaya pek razı olmayacağını biliyorsam da bunu hakseverliğinizden bekliyorum.

This first paragraph of Mr. Darcy’s famous letter from Pride and Prejudice always gets me… Turkish translation is by Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları.

August 20, 2014

Miscellaneous Instagram goodies

Grape, leaf, egg

Bird seat with flower pots

If I ever get married...

Rustic boat on meadow

Tags: ,
August 19, 2014

Luna Lovegood *is* Kate Bush!

This interview of Kate Bush in 1978 made me reach this conclusion. Putting aside all their quirkiness, they have the same dreamy look, the same calm and patient speech and the same serene attitude. I wonder if Kate Bush was somewhat an inspiration for the character of Luna… I did some googling over it and didn’t come up with anything. Does anybody else associate the two in any way?

Kate Bush

Wallpaper – 2560 x 1536

August 18, 2014

Notre-Dame de Paris lyrics

Finally something I can post without an interlude on why I have been absent for almost a year now… I wanted to translate into Turkish the famous song “Belle” from the Notre-Dame de Paris musical for sometime now and last week I finally got to it. Credits go to the blissfully light workload of summer (Look who’s posting an entry again while at work!) and my post-vacation melancholia. While I was at it I thought I would throw in “Le Temps des Cathédrales” too, which suprisingly proved more difficult than “Belle.”

Belle

Quasimodo (Garou)

“Belle”
Sanki yalnız ona bahşedilmiş bir söz.
Güneşin altında salına salına dans ederken o,
Uçmak için kanatlarını açan bir kuş misali,
Yer yarılır ayaklarımın altında adeta,
Cehennem beni yutarcasına

Gözlerim kayıverir onun çingene entarisinin altına.
Bundan sonra Meryem Ana’ya dua etmek ne fayda?
Her kim
Onu taşlayacak olursa ilk
Haddine değil bu alemde yaşamak

Ey Şeytan!
Ah, bir kez olsun izin ver,
Gezdireyim parmaklarımı Esmeralda’nın saçlarında.

Frollo (Daniel Lavoie)

“Belle”
Yoksa Şeytan mı onda vücut bulan
Yolumu şaşırtmak için kadim Tanrı’dan?
Bu tensel arzuyla benliğimi zehirleyen
Gözümü almak için semadan?

İlk günahı üzerinde taşıyan onu
Arzulamak mücrim mi kılar beni?
Bir fahişe,
Bir hiç olan bu kızcağız
Ansızın sırtlanıverdi tüm insanlığın vebalini

Ey Meryem Ana!
Ah, bir kez olsun izin ver,
Esmeralda’nın bahçesine açılan kapıları aralamama.

Phoebus (Patrick Fiori)

“Belle”
İnsanı büyüleyen o kara gözlerine rağmen,
Küçük hanım hala bakire midir acaba?
Salındıkça beliriyor gözlerimin önünde
Mucizeler alacalı eteğinin altında.

Yârim, izin verin sadakatimi esirgememe
Sizinle sunağa yürümeden önce.
Kim
Gözlerini ondan alabilir ki?
Sonunda taş olmak varsa bile.

Ah, Fleur-de-Lys,
Ben inançlı bir adam değilim;
Gidiyorum Esmeralda’nın sevda çiçeğini koparmaya.

Quasimodo, Frollo, Phoebus

Gözlerim kayıverir onun Çingene entarisinin altına.
Bundan sonra Meryem Ana’ya dua etmek ne fayda?
Her kim
Onu taşlayacak olursa ilk
Haddine değil bu alemde yaşamak

Ey Şeytan!
Ah, bir kez olsun izin ver,
Gezdireyim parmaklarımı Esmeralda’nın saçlarında.

Esmeralda.

Le Temps des Cathédrales (Katedrallerin Çağı)

Gringoire (Bruno Pelletier)

Güzel şehir Paris’te
Geçiyor bu hikaye.
Yıl bin dört yüz seksen iki.
Konu aşk ve ihtiras.

Bizler, isimsiz sanatçılar,
Şairler, heykeltıraşlar
Niyet ettik anlatmaya sizlere
Gelecek asırlara diye.

Katedrallerin çağı başlamış,
Dünya adım atmış
Yeni bir binyıla.
İnsanoğlu ulaşmak istemiş yıldızlara,
Kendi destanını yazmak istemiş
Ya sırra ya taşa.

Asırlar boyu, günbegün
İzlemiş tutkuyla anbean
Yükselişini kulelerin
Alın teriyle inşa ettiklerinin.

Şairler, ozanlar
Aşk şiirleri okumuş,
Vaat etmiş tüm insanlığa
Daha güzel yarınlar.

Katedrallerin çağı terk edilmiş kaderine,
Bir barbarlar ordusu
Dayanmış şehrin kapılarına.
Bırakın girsin kafirler, eşkıyalar.
Dünyanın sonu gelecekmiş
İki bin yılında.
İki bin yılında.